Haberi Paylaş!
RÖPORTAJ
04.12.2018

Aslı Gökyokuş ile yeni albümü Dünya'yı konuştuk

Türk rock müziğinin güçlü kadın vokalleri arasında yer alan Aslı Gökyokuş, uzun süren sessizliğini farklı şarkıları güçlü ve modern bir sound ile birleştiren  yeni albümü “Dünya” ile bozdu. 

Yeni bir albüm yapmaya nasıl karar verdin?
2012 sonunda “Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar” teklisini çıkardığımda, aslında zaten yeni albüm üzerinde çalışıyordum. Tekliyi de zaten albümün öncüsü olsun diye çıkarmıştım; ancak 1 ay sonra hamile olduğumu öğrendim. Konserler hamileliğimin altıncı ayına kadar devam etse de albüm kızımın doğumuyla zorunlu olarak ertelenmiş oldu. Söz konusu üretim olduğunda da evde minicik ve sizi bir an bile yalnız bırakmayan bir çocukla çalışmak pek kolay olmuyor. Yaz, 2 yaşındayken yavaş yavaş ev dışında çalışmalara başladım. Anaokuluna başladıktan sonra da çok daha yoğun bir şekilde çalışmalarıma devam ettim. Tekrar çalışmaya hazır olduğumda da bu süreçte yazılmış yeni şarkılar yanlarına eklendi.

Albümün kayıt aşamasından söz eder misin?
Aslında 2015 yılında senelerdir sahnede benimle olan dostlarım Selim Öztunç ve Gökhan Büyükkara ile ufak ufak çalışmalara başlamıştık. Alen Konakoğlu, Nisan 2017’de albümün prodüktörü olarak aramıza katıldı. Dördümüz aylarca her şarkı üzerinde uzun uzun, acele etmeden ve her şey tam içimize sinene kadar çalıştık. Aralık 2017’de kayıtlar başladı. Aslında hedefimiz geçtiğimiz Nisan ayında albümü yayımlamaktı ancak aylarca geçmeyen ve sesimin tüm dengesini bozan grip ve viral enfeksiyonlarla boğuştuğum garip bir kış geçirdiğim için, tüm planlar altüst oldu ve albüm sonbahara kalmış oldu.
 

Dünya, dinleyiciye ne anlatmak istiyor?
Ben, her albümümde kendimce hikayeler anlatıyorum. Çok daha gençken bu hikayeler ağırlıklı olarak hayatımın, kaygılarımın, aşka bakışımın ve hayallerimin dışa vurumuydu. Zaman geçip de yaş biraz ilerleyince, kaygılar, sorguladığımız şeyler ve önceliklerimiz de biraz boyut değiştiriyor. Dünya, aslında kendi küçük dünyamızdan başlayıp, hepimizin üzerinde yaşadığı ve hiç de iyi bakmadığımız gezegenimize, ona ve kendimize çektirdiğimiz acılara uzanıyor. 40 yaşlarında bir kadının ve insanın, doğum, ölüm, yaşam, aşk ve inancı sorgulaması diye özetleyebiliriz.

Albüme farklı türde şarkılar hakim. Bu çeşitliliği nasıl anlatırsın?
Dünya, 16 şarkıdan oluşan bir albüm. İçinde bir türkü de var, elektronik müziğe göz kırpan bir şarkı da. Ancak hepsinin gerek müzikal, gerek lirik olarak ortak bir dili var. Ortak bir dili yarattığınız zaman farklı tatların bir arada olması şaşırtıcı olmaktan çok müziğe zenginlik katıyor. Albümde kullandığımız saz, duduk, bendir ya da kemençe gibi enstrümanları şarkılara adapte etmek ve kayıtlarda da Derya Türkan ve Cenk Erdoğan gibi kendi enstrümanlarında üstatlaşmış müzisyen dostlarımı albüme konuk etmek, beni ayrıca mutlu etti.

Dünya albümünü yaparken nelerden ilham aldın?
Yaşamın kendisinden. İçinden geçtiğimiz zor yıllar ve bu yıllarda anne olmak… Küçük bir çocuğun masumiyetine, saflığına, parlayan gözlerine ve hayallerine, büyümüş insanların kirli dünyasında şahit olmak!
 

Albümde 11 yeni şarkının yanı sıra 5 eski şarkının da yeniden düzenlemesi var ve orijinallerinden çok farklılar…Yeniden düzenlemeleri yaparken kıstasların neydi?
Çok uzun süre suskun kalınca, bilinen bazı eski şarkılarıma bugünkü bakış açımızla bir yorum katmak hoş olur diye düşündük. Orijinaline yakın olan da var, çok farklı olan da. Seneler içerisinde kimi zaman aslına uygun olarak, kimi zaman da yorumlayarak bu şarkıları konserlerde yüzlerce kez çaldık. Farklı bir anlayışla, yeni bir düzenleme yapmak her zaman bir müzisyeni heyecanlandırır. Ancak elbette dinleyici, şarkıyı sevdiği ilk haliyle dinlemeyi de tercih edebilir. Çünkü müzisyenlerin aksine, aslında dinleyici değişikliklere daha kapalı olan taraftır. Biz, dinleyicinin şarkıyı dinlediğinde kulaklarının duymak isteyeceği ana melodileri genel olarak tuttuk ancak onları da farklı enstrümanlarla yorumlamaya çalıştık.

Ferman Akgül ve Nev ile düet için nasıl bir araya geldin? 
Ferman da Nev de çok yakın arkadaşlarım. Sadece benim değil eşimin de çok yakın arkadaşları. Mış Gibi, söz ve müziği eşim Erdal Yıldırım’a ait bir şarkı. İki sene önce Erdal’a doğum günü sürprizi olarak bu şarkıyı düzenlemiş ve Nev, Ferman ve Göksel ile birlikte de söylemiştik. Doğum günü partisinde de şarkıyı stüdyoda çektiğimiz klibiyle birlikte Erdal’a izletmiştik. O zamandan beri birçok arkadaşımız şarkıyı neden yayınlamıyorsunuz diye soruyorlardı, bu albüme koymamak da olmazdı. Düzenlemesinde bazı değişiklikler yaptık ve tüm şarkıyı baştan kaydettik. Göksel, ne yazık ki bu sefer bizimle olamadı ama Nev ve Ferman’la beraber söylemek büyük keyifti. Hepimize de çok güzel bir anı oldu.

Albüm sonrası planların neler?
Çok özlediğim konserlere başlamak ve şarkıları bizimle birlikte söylemek isteyenlerle mümkün olduğu kadar çok buluşmak.